Çukurovada Sanat

yerelden ulusala, ulusaldan evrensele...

İSMAİL HAKKI ÖZTORUN PDF Yazdır e-Posta
BARIŞ VE AYDINLANMA İÇİN ADANMIŞ BİR YAŞAM:
Bugün 20 Haziran 2009. bundan 23 yıl önce, yani 20 Haziran 1986’da aydınlık bir yürek daha hayata kapattı kendi. İsmail Hakkı Öztorun, bütün yaşamı boyunca emekten ve aydınlanmadan yana mücadele vermiş ve onurlu mücadelenin bedelini her aşamada ödemiş bir yürek olarak, bu sömürü ve soygun düzenine değil de, onun yarattığı hastalıklara yenik düştü.
     Barış derneği, 1977 yılında yurt ve dünyada barışın savunulması amacıyla kuruldu. Yazarların, siyaset ve bilim adamlarının da katılımıyla kurulan Barış Derneği 12 Eylül 1980'den sonra kapatıldı. Kurucuları ve yöneticileri hakkında TCK'nun 141 ve 142. maddeleri uyarınca dava açıldı. 44 Yönetici ve kurucuları tutuklandı. Barış Derneği davası sanıkları yargılanmalar sonucu 1991 yılında
Devamını oku...
 
 
ÇETİN YİĞENOĞLU - BARIŞ İÇİN PDF Yazdır e-Posta
Barışa Adanmış Bir Etkinlik...
Bu yıl da başardık, üstelik güçlenerek, etkinliğimizi daha da geliştirerek...
Her yıl olduğu gibi bu yıl da değişen ve gelişen bir yapıyla çıktık karşınıza...
Üçüncü yaşına daha güçlü giren etkinliğimiz, böylece dünyaya örnek olacak özgün bir yapıya sahip olduğunun işaretlerini verdi...
Biz, “Sanatçı, dünyanın dönüşünden de sorumludur biraz” düşüncesiyle yürüdük bu yolda...
Yaptığımız işin boğanın boynuzlarından tutarak yere çökertmekten farksız olduğunu bilerek çalıştık... İnançlı çabalarımızın sonunda örnek alınası özgün bir etkinlik modeli yaratmayı başardık...
Bu konudaki uğraşımızı sürdürürken dünyamızın, bölgemizin ve ülkemizin içinde bulunduğu koşulların bilincindeydik...
Devamını oku...
 
ÇUKUROVA ÖDÜLÜ NİHAT ZİYALANIN PDF Yazdır e-Posta
Uluslararası Çukurova Sanat Günleri kapsamında bu yıl ilk kez verilen “Çukurova Ödülü”nün ilk sahibi Çukurovalı Şair-Yazar, Eski Sinema Oyuncusu Nihat Ziyalan oldu.  Avustralya'da, Sidney'de yaşayan Nihat Ziyalan,  ödülün sembolü olan Çukurova ve Toroslar'a özgü kültlere çağrışımlarla yüklü heykelciğin de ilk sahibi oldu.
Ziyalan, ödülün sahibi olduğunu Çukurova Sanat Girişimi Koordinatörü Çetin Yiğenoğlu'dan öğrendiğinde şunları söyledi:
Devamını oku...
 
ÇUKUROVA ÖDÜLÜ GEREKÇESİ PDF Yazdır e-Posta
Uluslararası Çukurova Sanat Günleri kapsamında, bundan böyle “Çukurova Ödülü” adıyla bir ödül verilecektir. İlk kez 24 Nisan 2009 tarihinde verilecek ödül, özendirme ya da başarı ödülü değil, bir değerlendirme ödülüdür. Ödül, özel anlamda “barış ödülü” olarak da değerlendirilmelidir...
Devamını oku...
 
ÖDÜL NEDEN NİHAT ZİYALAN A VERİLDİ PDF Yazdır e-Posta
Etkinlik Eşgüdüm Kurulu üyeleri Çetin Yiğenoğlu, Mehmet Karasu ve Ziya Aykın'dan oluşan ve 3. Uluslararası Çukurova Sanat Günleri kapsamında bu yıl ilk kez verilen "Çukurova Ödülü"nü Nihat Ziyalan'a verilmesinin gerekçesini şöyle açıkladı:
Devamını oku...
 
NİHAT ZİYALAN YAŞAM ÖYKÜSÜ PDF Yazdır e-Posta
Sevgili Atatürk’ümüzün öldüğü yıl Adana’da doğdum.
Çocukluğum seferberlik yıllarına rastlar.  Askerdeki babamın yolunu gözlerken; yan yana on iki evden oluşan Dingin Avlusu’ndaki hayat mektebi, kişiliğimin temelini oluşturur.  Çeşitli kentlerden göç ederek Çukurova’da kendilerine gelecek arayan bu insanlardan, arkamızda Kurtuluş Savaşı’nın rüzgarıyla komşuculuğu, paylaşmayı, dayanışmayı ve insanlığı öğrendim
Devamını oku...
 
İKİ ÖDÜL, İKİ ÖYKÜ PDF Yazdır e-Posta
İlk bakışta, iki ödülümüzün plaketleri de Batı kültlerinden, mitolojilerinden esinlenilmiş, üç boyutlu imgelemsel bir ürün izlenimi verebilir… Kuşkusuz, Adonis Çiçekleri ismini verdiğimiz geleneksel plaket Grek/Yunan kökenli olduğu öne sürülen Adonis mitinden, Çukurova Ödülü’nün plaketi ise
Devamını oku...
 
TASARIMLAR CANEL VE ŞAHİNER DEN PDF Yazdır e-Posta
Uluslararası Çukurova Sanat Günleri kapsamında bu yıl ilk kez verilecek Çukurova Ödülü plaketini Heykeltraş Mükremin Şahiner tasarladı... Adonis Çiçekleri'nde olduğu gibi bu plaketimizi de sunuma hazır duruma SİLSAN getirdi... Sayın Mükremin Şahiner'le birlikte SİLSAN Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mehmet Bacaksızlar'a ne denli teşekkür etsek az.
Devamını oku...
 
İŞÇİ FİLİMLERİ FESTİVALİ YÖNETİCİLERİNE TEŞEKKÜRLER PDF Yazdır e-Posta

İşçi Filmleri Festivali yöneticilerine teşekkür ederiz. Etkinliğimiz kapsamında gösterilen filmler “İşçi Filmleri Festivali”nden sağlanmıştır... Etkinliğimize bu büyük, bu güzel katkıları için teşekkür ederiz... Teknik nedenlerle bu durumu program kitapçığına yazamadığımız için üzüntülerimizi belirtiriz...

 
ZİYA AYKIN - MANTARLI MEVSİM SALATASI PDF Yazdır e-Posta
Zarfından çıkmamış bültenler, kapağı hiç açılmadığı belli olan kitaplar gördükçe içime bir hüzün dolar. Yayınlamayın şunları derim içimden. Okunmayan yazılar çoğalmasın. Harfler boşa gitmesin.Aslında harfler boşa gitmese doluya gidecek, dolu da hasar yapacak. Gerçi dolu harflerle boş yazılar da öyle. Eskiden harfleri neden kurşundan yaparlar yazı ağır olsun diye mi? O zaman su üstüne yazılanların da mantardan olması gerek. İkisini bir arada kullanmak da mümkün. Hatta çok verimli görünüyor. Kurşun gibi ağır ama mantar sayesinde yüzebilen ucunda olta olan yazılar yani…İbrahim Müteferrika balığa gidermiydi bilemem ama, gitseydi kurşunu matbaada, mantarı da çorba yapılmak üzere evinde bırakırdı. Tabanca olsaydı o zamanlar ne kurşun atan bir
Devamını oku...
 
ENVER ERCAN - DOSTLAR MERHABA PDF Yazdır e-Posta
Dostlar, merhaba...Enver Ercan Üç yıl önce, Çetin Yiğenoğlu, Çukurova Sanat Günleri’nin fikrini ortaya attığında, açık söyleyeyim, şaşırmıştım. Yanlış anlamayın, bu işin üstesinden gelemeyeceğimiz için değil, ama dünyanın neresinde olursa olsun, kısıtlı olanaklarla 10’dan fazla kentte eş zamanlı etkinlikler yapma fikri, kimi olsa şaşırtır.
Bugün burada, yine şaşkınım, üstelik hayranlık da bu şaşkınlıkta. Üçüncüsünü gerçekleştireceğimiz Çukurova Sanat Günleri’ne gerek destek veren katılımcıların, gerekse izleyicilerin artan bir ivmeyle çoğalması da bu duygumu pekiştiriyor.
İşin içinde TYS, dolayısıyla ben de varım ama “hayranlık” sözcüğünü yine de kullanmak istedim. Çünkü ulusala, oradan da evrensele ulaşan bir şey yapmak istiyorsanız, önce yerelde çok sağlam
Devamını oku...
 
NİHAT ZİYALAN - PAMUK VE EMEK PDF Yazdır e-Posta
Yirmi dokuz yıl önce göçtüğüm kanguru ülkesi Avustralya’dn 3. Çukuroava Sanat Günleri’ne çağrılmam benim için onurdur. Etkinliği düzenleyenlere, emeği geçenlere, katkıda bulunanlara huzurunuzda teşekkür ederim. Doğduğum kent Adana’nın Karasoku Semti'nde, hayatıboyunca şalgamcılık yapan rahmetli babamın bu günleri görmesini isterdim. Çünkü bu etkinlikte şiirler okuyacağım Tomurcuk Sevda adlı kitabımın girişinde dostum Memet Arif Bacaksızlar'ın onu anlatan bir parçası var. Üstelik kitaptaki çoğu şiirimde okuma yazma bilmeyen anamın-babamın üstümdeki emeğine, beni, kardeşlerimi yetiştirmek için yaşama namuslu direnmelerine saygı
Devamını oku...
 
AYDAN YALÇIN - ŞİİR VE İMGE PDF Yazdır e-Posta
Şiir tanımsızdır.Varlığın ve olgunun sürekli değişimini ve dönüşümünü kabul ediyorsak, bir sanat kavramı olan şiirin tanımının yapılması zor, hatta olanaksızdır. Sanatçının bilim adamından farklı olan durumu, bireyselliğidir. İnsan, dış dünyayı duyumlarıyla algıladığı için duyumlarımız, nesnenin bilgisinin kaynağı olduğu anlamına gelir.Zihnimiz duyumlarla algıladığımız nesneleri ve görüngüleri (fenomen) yeniden üreterek tanıtacak biçimde gözler önüne serer.Bu işlev kavramlar yada
Devamını oku...
 
ZEKİ KARAASLAN - PASTORAL ŞİİR PDF Yazdır e-Posta
Çoban ve kır yaşamını, güzelliklerini anlatan şiirlere pastoral şiir denir. Pastoral şiirlerin her türlü süsten, yapmacıktan, gösteriş ve söz oyunlarından uzak bir yapısı vardır. Pastoral sözcüğü “çobanlara ilişkin” demektir. Batıda, pastoral şiirlerden doğrudan doğruya tabiat manzaralarını canlandıran manzumelere idil; karşılıklı konuşma tarzında yazılan pastoral manzumelere eglog denir.
İdil şiir: Bir ozanın ya da çobanın ağzından yazılıp kır yaşamının çekiciliğini, güzelliğini
Devamını oku...
 
TUNCAY AKDAĞ - SANATTA EVRENSELLİK PDF Yazdır e-Posta
Sanatın ne anlam taşıdığı üzerine çok çeşitli tarifler yapılmıştır. Sanat üzerine bu kadar geniş tariflerin yapılmasının ana nedeni, insanlığın var olduğu günden bu yana sanatın ilkel ve modern bir şekilde tüm insanlara sunulmasından olsa gerek. İnsanoğlunun kimi zaman bir mağara duvarına çizdiği resimlerle, kimi zaman bir kaya parçasına nakış gibi işlediği figürlerle, kimi zaman bir antik tiyatroda sergilediği gösterilerle ve zamanımızda ise alabildiğine çeşitlilikle insanların izlenimine ve hizmetine sunulan sanat, içinde bulunduğu her çağda tüm dünyada insanlığın
Devamını oku...
 
GÜLÜMSER ÇANKAYA - ŞİİRE VE YARATICI SÜRECE İYİMSER BİR BAKIŞ PDF Yazdır e-Posta
Her şey baştan başlar yeni şairle…*
Bu söz bana ümit aşılıyor. Ben şiirden ve gelecekten ümitsiz değilim. Çünkü insandan ümitsiz değilim.Biliyorum bütün göstergeler ümitsizliği işaret ediyor. İnsani değerlerin her geçen gün biraz daha kaybolması, savaşlar, sömürüler, açlık, doğanın insan eliyle hızla yok edilmesi insanlığın geleceği konusunda endişe duymamıza ve ümitsizliğe kapılmamıza sebep oluyor. Fakat sürekli dönen ve her gün yeniden karşılaştığımız Dünya, her birimizle yeniden başlıyor. Gelecek, önümüzde beyaz bir sayfa gibi duruyor. O beyaz sayfaya istediğimizi yazma olasılığı bir hazine değerinde.
Devamını oku...
 
ADNAN GÜL - MODERNİZM YOĞUNLUK İÇİN BARİYERDİR PDF Yazdır e-Posta
Modern çağ, başından beri insanı tedirgin eden, araçsal aklın ürünüdür. oysa akıl, gönül gibidir başıboşluğa gelmez… çünkü akıl ayartmaya ve ayartılmaya yatkındır. kaliteli yaşam için akıl mutlak gereklidir ancak aklın da terazisi olmalıdır… bedenin diğer uzuvlarını göz ardı edip, sadece aklı yüceltmesi, demokrasiyi bedensel sınırlar içinde dahi kabullenemediği anlamına gelir. dolayısıyla bencilliğin demokratik talepleri, toplumsal manada, sadece üretilmiş çelişkileri derinleştirir.  bencil ve
Devamını oku...
 
HALE SEVAL - EDEBİYAT VE YABANCILAŞMA PDF Yazdır e-Posta
-Şavkar Altınel ve Yabancılık Kavramı -
Edebiyatın vazgeçilmez tartışma konularından biri sürgünlük ve bunun etkisiyle ortaya çıkan yabancılaşmadır. İkisini tam olarak birbirinden ayırmanın olanaksızlığını bizi geçişken iki konu ile karşı karşıya bırakmaktadır. Sürgünlük;siyasi veya dinsel nedenlerle ya da gönüllü sürgünlük; okumak amacıyla nerede, ne zaman hangi şartlarda başladığı bilinmeyen bir yolculuktur çıkılan. İlk başlarda özlemin tadına
Devamını oku...
 
NURSEL DURUEL - ÖYKÜNÜN SAYDAM KAPILARI PDF Yazdır e-Posta
Sanatlarda birbirine dönüşme eğilimi olduğu uzun zamandır bilinir. Günümüzde bu eğilimin farklı biçimlerde ve dozlarda gerçekleştiğini görüyoruz. Bildirinin ilk yarısında, öykünün edebiyatın diğer türleriyle ve başka sanatlarla ilişkisi üzerinde durulacaktır.
Kısa öykü edebi türlerin en gencidir, hikâye ise en baştan beri yalnız edebi türlerin içinde değil başka sanatlarda da var olagelmiştir. Soyutlama dozunun en yüksek olduğu hallerde bile derinlere sinmiş bir hikâyenin varlığı sezilir. Dilimizde yakın zamanlara kadar“ hikâye” olarak adlandırılan öykü formunun sınırları, belki de bu
Devamını oku...
 
DURMUŞ ALİ ÖZKALE - SANATTA YAŞAM İZLERİ PDF Yazdır e-Posta
Sanat tarihine dikkatlice baktığımızda, ilkel sanattan bu yana, sanatın ve sanatçının ne gibi serüvenler yaşadığını görebiliyoruz. Ulusların kültür ve uygarlıklarına ne oranda katkı yaptığını da fark edebiliyoruz. Ayrıca sanatın, sanatçının ve pozitif bilimlerin kurulu düzenle, dinsel inançlarla zaman zaman ters düşerek ne trajediler yaşandığını da yakinen biliyoruz. (Galileo, Hallacı Mansur
Devamını oku...
 
AHMET SAY - MÜZİK VE EDEBİYAT İLİŞKİSİ ÜZERİNE PDF Yazdır e-Posta

Şöyle bir genellemeden yola çıkabiliriz: Bütün sanat disiplinleri arasında ilişkiler kurulabilir. Edebiyat, müzik ve plastik sanatlar arasında birçok yönden benzerlikler olduğunu hiç de zorlanmadan söyleyebiliriz. Bir kez, bütün edebiyat, müzik ve plastik sanatlar türlerinin hepsinde bir form (biçim) kavrayışı vardır. Bu kavrayıştan yoksun bir şiir, bir roman, bir tiyatro eseri düşünülemez. Aynı şekilde, form anlayışından uzak bir senfoni, şarkı, konçerto, opera yoktur. Plastik sanatlarda ise form (biçim), birincil öğe

Devamını oku...
 
SULTAN SU ESEN - KENT VE YAZAR PDF Yazdır e-Posta
Kentlerin birçok özelliği yanında, insanı kendine tutsak eden gizli bir gücü de vardır. Günümüzde uç yaşam ölçeğini yakalayan anakentler, bir yanıyla yaratıcı, diğer yanıyla ürkütücüdür. Düşlerimize, fantezilerimize ilham kaynağıdır; Fabrikalar, yollar, ışıklar, mahaller, aşk, cinayet, vefa, vefasızlıklar… En büyük, en korkunç, en güzeller orada yaşanır.
Devamını oku...
 
BAHATTİN YILDIZ - KİMLİK NO 666 PDF Yazdır e-Posta
“KİMLİK NO 666”(*) Neyin Kimliği? Kaybettiğimizde zayi ilanını verdiğimiz kimlik kartlarına yakın zaman önce her birey için farklı ve sabit olmak üzere on bir haneli rakamsal dizi eklendi ve adına T.C Kimlik numarası dendi...Değişmez, yok olmaz, kaybolmaz niteliğiyle zayi ilanlarına konu olmayacak kimlik numarasıyla, kişinin sadece kimliğine değil, tüm bilgilerine erişim olanağı sağlanabilecek. Kamusal ve özel ilişkilerimizin olmazsa olmazı haline getirilen kimlik numarası herhangi bir kişiden geri alınırsa ne olur? Kimlik No 666’nın ana karakterlerinden Behram Vahit
Devamını oku...
 
SÜREYYA KÖLE - HER HAYAT BİR ROMAN MI PDF Yazdır e-Posta
“Anlatsam hayatım roman olur.” Bir de yazabilseler…Kim ağzını açsa hayatı roman. Başa gelmiş bin türlü iş, anlatmakla bitirilemeyecek onca yaşanmışlık...
Durumu dışarıdan değerlendiren biri için ne kadar sıradansa, işin içindeki için hiç de sıradan değildir yaşadıkları. Yaşamda karşılaşılanın, öncesinde milyonlarca kişinin başına gelmiş bir durum olması da kişideki “İlk ve teklik” duygusunu ortadan kaldırmaz. Kaldırmaz çünkü, olayın tek ve ilklik sorgulaması bir yana, kişi tektir bir kere. Tektir ve dünya onun için vardır. Güneş onun için doğar, gün onun için başlar, sabah uyanan odur; tüm günü yaşayan da. Çevresinde canlı ve cansız varlıklarla
Devamını oku...
 
SEMİH POROY - YAZIP ÇİZMEK PDF Yazdır e-Posta
6. yy’da yaşamış olan Papa Gregorius Magnus şöyle dermiş: “Yazı nasıl okuma yazma bilenin işine yarıyor, resim de okuma yazma bilmeyenin işine yarar.” Bu söz, temelde dinsel bilginin taşınması bakımından söylenmiştir. Ve burada konumuz dışındadır. Buna rağmen, okuma yazma bilenlerin çok az olduğu ortaçağ dünyasında, mesaj iletmek için görsel anlatımın önemini vurgular. Yazısız karikatür de böyledir. Karikatür,
Devamını oku...
 
UĞUR PİŞMANLIK - BU TOPRAKLARDA .. USTALARA PDF Yazdır e-Posta
Bu Topraklarda
Hayatımızı Aydınlatan
Ustalara…
Çakırdikenleri gibi susuz
Çukurova’dan dünyaya açılan
Birer dil,
Birer renk,
Birer ses ustasıdır onlar
Devamını oku...
 
ALİ UYSAL - İÇİMDEKİ NAZIM HİKMET VATAN HAİNLİĞİNDEN NASIL KURTULDU PDF Yazdır e-Posta
Nazım Hikmet adını ilk 1950 yılında duydum.O zaman Aksu Köy Enstitüsünde öğrenciydim.”Hava kurşun gibi ağır” dı.”Nazım Hikmet Rusya’ya kaçmış” dediler.Fısıltı halinde konuşabiliyorduk ancak.Disipline gitmek vardı;okuldan atılmak vardı.Böylece Nazım Hikmet bir vatan haini olarak içime yerleşti.Bir gün bir arkadaş korku ve heyecan dolu bir sesle:”Ali sana bir şiir göstereceğim”
Devamını oku...
 
HAKAN SÜRSAL - TOPLUMCU GERÇEKÇİ ŞİİRDE GÜNCEL AÇILIMLAR PDF Yazdır e-Posta
Dünyamız, tarihsel sürecinin en derin uçurumuna sürükleniyor. Yüzyıllardır devam eden bu kanlı stratejik oyunun, ezen ve ezilen tarafları olarak hep beraber sonuna yaklaşıyoruz. Fakir, açlık sınırının dibine mıhlanırken; gözünü kan bürümüş sömürgen zengin, doymak bilmeden hâlâ
Devamını oku...
 
FUAT ÇİFTÇİ - NASIL ŞİİR PDF Yazdır e-Posta
Şiir yasalar geliştiren kalıplaşmış yöntemlerle ele alınabilir mi? Yoksa şiir tüm yasalara ve yöntemlere bozucu bir gözdağı mı vermektedir? Derin ve içe bastırılmış yapılarla, bir güç alanının parçacıkları olan deneysellikle şiir fabrikası oluşturulabilir mi? Parasal, küresel, toplumsal ve simgesel kalıtlarla yetke alanı oluşturup bunlar arasında, eylem, etkileşim ve sürtüşme ilişkilerini içine alır mı şiir?
Peki ama nasıl şiir?
Devamını oku...
 
İLHAN KEMAL - ŞİİRİN MASASINDA PDF Yazdır e-Posta
Yaptığımız, Yarının Şiirini Kurma Uğraşı: Elbette bütün şairlerin amacı iyi şiirlere imza atabilmektir. Şair bu iddia ile masasının başına oturur, kaleminin bağrını rüzgarlara açar, kalbini fırtınalara. Ancak, bir çoğu geçmişe öykünmenin ötesine geçemez. Mevcudu tekrar etmekle geçirirler ömürlerini. Böyle de olsa, biz bu arayışa, çabaya saygı gösteriyor, şiir adına dökülen her damla teri anlamlı buluyor, bu yolda ortaya konan hiçbir şeyi laf-ı güzaf ilan etmiyoruz. Vasat dediğimizin bile, şiir iklimine zerre
Devamını oku...
 
KAPLAN KOZANOĞLU - HEKİM VE ŞİİR PDF Yazdır e-Posta
"Tıbbiye'den her şey çıkar, arada bir hekim çıkar." sözünü bir bakıma doğrular bir bakıma yalanlarcasına; gerçekten hekimler arasından önemli şairler çıkmıştır, çıkmaktadır. Bu realitenin bu sözle uyumsuz olan yanı ise; bu şairlerin aynı zamanda iyi birer hekim olduklarıdır. Canap Şahabettin(1870-1834), Rıza Tevfik Bölükbaşı(1869-1949), Ziya Ahmet Kaya(1891-1953),Ceyhun Atuf Kansu(1919-1978) şiir dünyamızda iz bırakmış, ebediyete intikal etmiş hekim şairlerimizden bir kaçıdır.
Devamını oku...
 
MEHMET AK - DURUM ÖYKÜDEN SENTEZ ÖYKÜYE PDF Yazdır e-Posta
Son zamanlarda gerek yazılan, gerekse panellerde konuşmacılar tarafından dillendirilen karamsar bir tablonun gölgesi var öykünün üzerinde. Öykücüler, öykü kitaplarının ilgi çekmemesini, yazarlarında aramak gerektiğini söylüyorlar. Kahramanların hep aynı olduğunu, yazarların kendi özel yaşamlarını deşifre ettiklerini iddia ediyorlar. Hatta yazılanların duygudan yoksun olduğunu, kısır döngü içinde ve herkesin kendi için yazdığını öne sürüyorlar.
Devamını oku...
 
SABİT KEMAL BAYILDIRAN - 70. YILINDA ÇOCUK VE ALLAH PDF Yazdır e-Posta
Çocuk ve Allah 1940’ta yayımlandığında, değeri pek bilinmemişti. Oysa, ‘şiir tankeri’ Dağlarca’nın yayımladığı yüz otuz sekiz kitaptan, en bilineni, en önemseneni Çocuk ve Allah olmuştur.
Ahmet Oktay onu Dağlarca kitaplarının başyapıtı sayarken (Şairin Kanı, İstanbul 200, s.107) gerekçe olarak bütün öbür kitaplarının ‘içeriksel sorunlarını kapsaması’na bağlıyor. Hilmi Yavuz
Devamını oku...
 
MUHAMMET GÜZEL - 1 KARANLIKLAR DARASIDIR AYDINLIĞIN 2- ŞİİR KİMİN YANINDA PDF Yazdır e-Posta
Merhaba, iki ayrı yazıyı konuları aynı olsa da, bir sayfalık bir özetle anlatmak benim için bi hayli zor. O nedenle bağışlanma dileyerek başlıyorum.
Bir zamanlar, alın terinin emeğe, emeğin ekmeğe, döndüğü çarklara can katmış onurlu insanlar
Devamını oku...
 
SELİM ESEN - YASAKLAR PDF Yazdır e-Posta
Yasak, insan yaşamının değişmez bir öznesidir. Yer kürenin her köşesinde yasaklar vardır. Örneğin Fransa’da demiryolunda öpüşmek yasaktır. Kanada’da yağmur yağarken çimler sulanamaz. İtalya’da etek giyen erkekler tutuklanır. İskoçya’da inek sahiplerinin sarhoş olması yasaktır. Avustralya’da çocukların sigara satın alması yasak, içmesi serbesttir. ABD’nin Alabama
Devamını oku...
 
SEMİHİ VURAL - ÇUKUROVANIN AKDENİZİN BEKLEME ODASI GÜLEK BOĞAZI PDF Yazdır e-Posta
Gezi yazarımız Uğur Kökden, “Tarih içinde Mersin” kollogyumunda yaptığı şiirsel konuşmada; yöremizi tanımlarken, Orada Torosların başında, Suriye’nin, Akdenizin, Çukurova’nın “bekleme odası Gülek Boğazı” duruyor…dedi.
Bu şiirsel tanımlamayı yol gösterici alarak başlamak uygun oldu.
Anadolu platosundan Toros dağlarına baktığımızda, ardında pek çok gizi barındıran bu muhteşem silsilenin yüksekliklerine hayran kalırız. Kral Yolu boyunca izlediğimiz görüntüler; suskun ve ıssızdır. Orta Toroslar Anadolu'yu Akdeniz’den koparan
Devamını oku...
 
NAZMİ BAYRİ - HAYATLARIMIZ DEĞİŞİK OLSADA ÖYKÜLERİMİZ KARDEŞTİR PDF Yazdır e-Posta
‘Öykü, insanla insanın öyküsü kuşkusuz. İnsanla toplumun, insanla doğanın serüveni.
Gerçeklerin, düşlerin, haksızlıkların, güzelliklerin ve çirkinliklerin karşısında, insanı anlatır.’
İnsanlar, ekonomik, sosyal, kültürel farklılıklar içinde yaşasalar da acı, sevinç, ihanet, cinayet, yoksulluk, işsizlik, hastalık v.b. anlar yaşamlarının ortak paydalarıdır.
Orhan Kemal, ‘Yağmur Yüklü Bulutlar’ öyküsünde: Hovardalık yaptığı için karısı
Devamını oku...
 
TEVFİK TAŞ - DÜNYA RESİM TARİHİ VE POLİTİKA PDF Yazdır e-Posta
“Annelerin ninnilerinden,
Spikerin okuduğu habere kadar
Yürekte,
       Kitapta
       Ve sokakta

Devamını oku...
 
H.HÜSEYİN YALVAÇ - ŞAİR SÖZÜ YALAN DEĞİLDİR PDF Yazdır e-Posta
Sözcükleri şair eleğinden geçirerek şiirleştiren şair, bu eyleminde her yönden  bir seçicilik gösterir. Bu seçicilik, sözcüklerin anlamı, ses yapısı, birbirleriyle olan  akrabalıkları gibi birçok noktadan  yürütülür. Sonuçta şiirin şiir olmasıdır hedeflenen. İyi bir şiir, sözcüklerine eşit davranan şiirdir ve yapısından hiçbir sözcük çıkarılamaz, değiştirilemez. Böyle bir yapıyı kurmak isteyen şairse
Devamını oku...
 
METİN FINDIKÇI - ORTADOĞUDAKİ ŞİDDET LEKESİ PDF Yazdır e-Posta
Dünya edebiyatında Ortadoğu’nun, Ortadoğululuğun her zaman kendine has bir yeri olmuştur. Ortadoğu şiiri dünya şiiri içinde kavrulmuş teniyle, çöle, kadına ve şaraba kök salmış imgeleriyle kendi bünyesinde, beden yapısında her zaman belirgin özellikler taşımıştır. Bu özellikleri sanat ve edebiyat çerçevesi içinde en çok ve belirgin bir biçim ve biçemde taşıyan şiiridir. Bu imgelerin yanı sıra, belirli ve belirgin bir tarihten sonra savaş ve şiddet imgesi Ortadoğu şiirinin giysilerinden iflah olmaz
Devamını oku...
 
SALİH BOLAT - ESTETİK-ETİK-MEDYA VE DİL PDF Yazdır e-Posta
ESTETİK VE ETİK SORUN OLARAK MEDYA-DİL İLİŞKİSİ VE  ŞİİR SİTELERİ Dil, insanlar arasındaki iletişimi sağlayan işaretler sistemi olarak en temel ve dolaysız iletişim biçimidir. Günümüzde, özellikle görsel medyanın, söz konusu medyayı kullananlar açısından dil üzerinde tahrip edici bir işlevi de bulunduğu görülmektedir. Bir toplumun kullandığı dilin gelişmesinde, bilim dilinin yanında, o dilin en gizil yanlarının yaşadığı şiir sanatının gelişmesi çok önemlidir. Çağımız insanının ürettiği bilgiyi saklama, paylaşma, kolayca ulaşma gibi taleplerinin sonucu ortaya çıkmış
Devamını oku...
 
NAMIK KUYUMCU - AŞKIN RENGİ SİYAHTIR PDF Yazdır e-Posta
Yıllardır, hatta asırlardır hepimizin ezberine dayatılan ve sanatsal yaratıların imgesi olarak tasarımlanan rengin adı kırmızıdır. Aşkı ve delişmen arzuları en çok kırmızıyla anlatırız. Kavuşmanın ve ruhumuzda bilenerek gittikçe keskinleşen hasretin rengi de kırmızıdır. Kavuşmayı engelleyen bütün yeryüzü yasaklarına posta koymanın rengi de kırmızıyla açıklanabilir. Kutsal kitaplardan başlayarak, modern dünyanın adaletsizliğini, gök kubbenin arsız sahipleri; tanrılar ve krallar için ilahi hakikat olarak açıklayan duruşlara karşı oluşun rengi de kırmızıdır bir bakıma.
     Sırat köprüsünün rengi bilinmese de masalları ve anlatıcılarını anlayarak, gönlümüzdeki bütün köprülerin rengini kırmızıya boyamışızdır aslında.  Aşkın, başkaldırının ve adaletin rengini en çok kırmızıya bağışlarız. Kırmızı da kanatlanır, gözlerimizde ateşin rengiyle uçar, kızıl kuduruk bulutlarla şakalaşarak, kızılçam ağaçlarının kokusunu unutmadan, kırmızı bir yaprağın dalından düştüğü an, yaprağa dokunarak, sıcak kırmızı toprağa bırakırız delirmiş duyguları, aşkı… İncinmesin diye… Kırmızı karıncalara, kırmızı kelebekleri anlatarak… Kısa ömürlerini… Renkli, amansız, kör edici ve deli kırmızı kelebekleri…
    Korkmak, çekinmek, yalan söylemek, içten olmamak, iki yüzlülük, sevgisizlik, garanticiliğin iflah olmaz bencilliği, alçaklığın akıl ile yontulmuş halleri, kandırmanın sanat diye çerçevelenerek bilgiyle pazarlandığı sergiler, her şeye ve herkese rağmen kazanmanın, ne olursa, nasıl olursa olsun  kazanmanın soysuz ve sefil halleri gri renginde buluşurlar! En çok ve en fazla gri renginin değişik ama daha çok benzer tonlarında birleşirler. Kokuşmanın ve çürümenin bütün halleri gri ile kan kardeştir! İktidar ve itaat için; kan dökerler. Döktükleri kanın renginden bile çekinirler. Kırmızıyı, damarlarında bile utanarak taşır alçak ruhlular! Bu yüzden, belki de sırf bu yüzden, damarlarındaki kan ve kırmızı bile bir gün terk edecektir çürümekte olan aşağılık bedenlerini.
yanmak için aşk ve ateş gibi
    Grinin dışındaki bütün renklere ama en çok kırmızıya ve siyaha borçlu kalarak yağmur sonrası şahlanan toprağın kokusuna, kavuşmanın bereketiyle kuduran  çiçeklere, ama en çok kırmızı ve siyah çiçeklere aldırmalı. Hiç unutmamalı. Yaşamak kadar deli, huysuz, alıngan, görkemli, şaşırtıcı, tuhaf, siyah ve renkli çiçekleri unutmamalı.  Onların yakıştığı ellere, gözlere, yüreklere ve gövdelere dokunmalı. Çekinmeden, cesaretle! Yaşamak için ekmek ve su...Yanmak için aşk ve ateş gibi… Delicesine akarak...
    Beyazı ise masumiyetin, saflığın, temizliğin, içtenliğin rengi olarak taşırız içimizde. İçimize dönüp bakarız da kiminde yaslanacak bir tutam yer bile kalmamıştır. Üzülürüz kendimize yabancılaşarak. Sanki içimizde aradığımız kendimiz değil de bir başkasıdır. Sanki birileri içimizdeki aradığımız ama bulamadığımız bir şeyi çalmıştır. Yaşam suçludur belki. Yaşamak suçtur böyle bir dünyada. Beyazın ve beyazla görülen düşlerin hakkı için. Çaresiz en hızlı ve en kolay, beyaz kirlenmektedir. Karıştığı diğer koyu renkleri değiştirse de en çok ve en hızlı o kırılgan renk, beyaz değişecektir!
    Böylesi bir dünyada hep ve durmadan beyaz kalmak, çok gecikmeden, rüyalarımızda bile bizi terk edecektir. Aşkın ve değişimin, kaos ve hareketin, bereket ve felaketin; zaman denilen sancılı süreçte, beyazı kirletmektir biraz da görevleri. Bu yüzden, istemesek de beyaz kirlenecektir. Bu kirlenme her zaman kötü değil, diğer renklerin ve en çok siyahın hakkı için, olması gereken bir aidiyet, değişimin kaçınılmazlığı için, tarihsel ve yaşamsal gerekendir.
    Belki de bu yüzden aşkın rengi siyahtır aslında! Kırmızı renkler ve güller ise aşkların öncesi, başlangıcı. Aşk yaşanmaya başladıktan sonra siyahtır. Açık ve uçuk renkler, çiçekler ise başka sonların başlangıcı. Bir aşk, ancak yaşanmaya başlandıktan sonra bulacaktır rengini. Erguvan kokularına karışmış tütsülü sabahlara yaslanarak, aslan yeleli örtüleriyle gökyüzüne posta koyan civan dağların sesini, rengini ve esrikliğini; daha çok bir aşkın eşiğinde, sarsılan bedenimize sığmayan yüreğimize ilk ateş düştüğünde yaşarız. O ateş ki; sahipleri Prometeus’tan da eskidir. Olimpos gücünü, o ateşin küllerinden biriktirmiştir…
beyaz hep borçlu kalacaktır insana ve şiire
    O ateş, ancak bir başka ateşle buluşup koklaşacak, sarılıp öpüşecek, sevişip kahrolacaktır. Çünkü aşk olacaktır. Aşk olmak biraz da kahrolmaktır! Kahrolarak yanmak ve durmadan yanmak, ateşin rengini giderek kızıldan karaya taşımaktır aşk! Bu yüzden aşkın rengi siyahtır aslında!
    Bebekliğinde ve çocukluğunda kırmızı, turuncu, sarı, mavi de olsa yaşanmaya başladıktan sonra aşka en yakışan ve anlatan renk siyahtır aslında. Aşk siyaha yakışandır daha çok. Siyahta aşka yakışan. Bu yüzden siyah iyidir bazen diğer bütün renklerden. Diğer bütün renkler; küflü, çivisi çıkmış bu dünyada hızla kirlenirken, en çok karşı çıkan ve kirlenen renk siyahtır! Yeryüzündeki bütün kirleri taşımak ve en son kirlenmek hakkı da siyaha düşmüştür nedense.
    Solmuş ve iflah olmaz lekeleri çıkmayan kumaşları bu yüzden siyaha boyarlar genellikle.. Solmuş aşkları ve hatıraları da… Siyah güller de; hünerli topraklardaki tuhaf tohumlardan, hünerli ellerdeki tuhaf dokunuşlardan, hünerli bedenlerdeki tuhaf bakışlardan, hünerli yaşamdaki tuhaf duruşlardan beslenirler.
    Gülü güllere, bahçesine ve imgesine yabancılaştıran toptancılara, ikbal ve iktidar sahiplerine, kurnazlara, alçaklara, kolaycılara, kandırıcılara, yalancılara karşı, aşk ve devrim için bir itirazdır siyah güller! Özgürlük ve adalet için bir itiraz! Her türden eşitsizliğe ve egemenliğe karşı, yaşamak için itiraz! Bu yüzden, her şey ve herkes bir yana, sırf bu yüzden bile aşkın rengi siyahtır aslında.
    Ağrılar ve sancılar bile siyah ipek bohçalara, siyah incilerle bezenerek, siyah tütsülerden geçirilip, siyah sandıklara yatırılmıştır. Beyaz kefenler ve ölüm, hep borçludurlar bu yüzden siyah iğneye ve siyah ipliğe. Aşkın rengi de siyahtır aslında görmeyi becerince…
Aşk ve siyah için… Beyaz hep borçlu kalacaktır insana, şiire ve içimizdeki ihtilale...
(Yazarın yeni çıkan “Aşkın Rengi Siyahtır” kitabındaki yayımlanmış yazısından...)

 
PDF Yazdır e-Posta
 
e-Posta

18:00     3. ULUSLARARASI ÇUKUROVA SANAT GÜNLERİ AÇILIŞ TÖRENİ

                Sunucu: FATİH AKAR

                Yer: Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre Sarayı

                1. Açılış Konuşmaları:

                2.Plaketlerin sunulması...

                Yer:  Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre Sarayı

18:30     KONSER:     MERSİN ÜNİVERSİTESİ NEFESLİ SAZLAR ÜÇLÜSÜ 

               Yer:  Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre Sarayı

19:30     KOKTEYL

               Yer:  Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre Sarayı

 
BASIN AÇIKLAMASI - 3. ÇUKUROVA SANAT GÜNLERİ PDF Yazdır e-Posta
ULUSLARARASI ÇUKUROVA SANAT GÜNLERİ'nin üçüncüsü (3. UÇSG) 24-27 Nisan 2009 tarihleri arasında iki ülkede (Türkiye-Suriye), on merkezde (Adana, Mersin, Silifke, Tarsus, Yenice, Antakya, İskenderun, Harbiye, Gaziantep ve Halep) eş zamanlı bir programla gerçekleştirilecek. Türkiye Yazarlar Sendikası ile Arap Edebiyatçılar ve Yazarlar Birliği'nin öncülüğünde
Devamını oku...
 
 
DÜŞ GERÇEKLEŞTİ PDF Yazdır e-Posta
Afrasya’nın ilk bölgesel kültür-sanat etkinliği 
   2. Uluslararası Çukurova Sanat Günleri (UÇSG)'nin Ortadoğu'nun ilk bölgesel kültür-sanat etkinliği olduğu bildirildi. Sanat çevrelerinde coşkuyla karşılanan UÇSG'nin içeriksel açıdan niteliği, düzenleniş yöntemi, etkinlik programının eş zamanlı uygulanması ve sponsorluk sistemine
Devamını oku...
 
ÇETİN YİĞENOĞLU - Aydınlanma Yolunda PDF Yazdır e-Posta
Yaklaşık sekiz yıl önce  benzer bir gazetenin  benzer bir sütununda yazdıklarımıza göre "Birçok yüce değerin metalaştırılmaya çalışılarak çirkin siyasete endekslendiği günümüzde bir bunalım sürecinden geçiliyordu. Ulusal bilincin yaralandığı, ekinsel yapının erozyona uğradığı bu süreçte birçok alanda çöküntü meydana gelmişti.
   Böyle dönemlerden çıkışta, toplumun yeniden yapılandırılmasında en iyi aracın sanat olduğuna inandığımız için düzenlediğimiz 1. Adana Sanat Günleri bu işlevin
Devamını oku...
 
ORTADOĞU-ADONİS ÇİÇEĞİ-SANAT PDF Yazdır e-Posta

Bundan sekiz yıl önce, “Çukurova, Adonis  Çiçeği ve Sanat” başlığını uygun görmüştük. Fikir babası, ışıklar içinde yatasıca Ozan  (Çukurova’nın ozanı) Adnan Yücel’di.
Etkinliğe emeğini ve yüreğini koyanların da katkılarıyla Yücel'in önerisi anonim bir ürüne dönüştü; Adonis Çiçeği türlü çağrışımlar yapan bir imge oldu; biçimlendikçe biçimlendi, boyutlandıkça boyutlandı; etkinliğin genel sembolü olmakla kalmadı, sanatçısının elinde

Devamını oku...
 
ALİ EKLE ERSAN - Adalet ve Özgürlük Uğruna PDF Yazdır e-Posta
Bu kültürel etkiliğin amacı Türk halkında belli bir yere gelmiş kelimeye, edebiyata, insana ve hayata önem vermiş, şair, yazar ve edebiyatçıların buluşmasıdır…
Bu kültürel etkinliğin amacı Türk halkında belli bir yere gelmiş kelimeye,
edebiyata, insana ve hayata önem vermiş, şair, yazar ve edebiyatçıların buluşmasıdır, tabiatın düğün zamanı diye nitelendirdiğimiz bahar insan içinde de bir coşku yaratıyor.
bu bağlamda edebiyat, fikir ve şiir kaçınılmaz buluşma noktası oluyor.
Devamını oku...
 


Sayfa 1 > 2

GAZETEMİZ - 2009

GAZETEMİZ - 2008

Kimler Sitede

Şuanda 3 konuk çevrimiçi

FOTOĞRAFLARDAN SEÇMELER

isk (15)
AD (13)
160
D (9)
isk (6)
pr (5)
You are here  :