| NİHAT ZİYALAN YAŞAM ÖYKÜSÜ |
|
|
|
|
Sevgili Atatürk’ümüzün öldüğü yıl Adana’da doğdum. Çocukluğum seferberlik yıllarına rastlar. Askerdeki babamın yolunu gözlerken; yan yana on iki evden oluşan Dingin Avlusu’ndaki hayat mektebi, kişiliğimin temelini oluşturur. Çeşitli kentlerden göç ederek Çukurova’da kendilerine gelecek arayan bu insanlardan, arkamızda Kurtuluş Savaşı’nın rüzgarıyla komşuculuğu, paylaşmayı, dayanışmayı ve insanlığı öğrendim Şalgamcı Konyalı diye anılan Çerkes babamın, bir Kürt güzeli olan anamın, yoksulluk karşısında ezilmemek için verdikleri namuslu çaba, bana ve kardeşlerime hayatımızın yol haritasını çizmiştir. Öğretmenim Vedat Bey’den okuyup yazmayı, İstiklal Marşı’nı her sabah kemanıyla çalan Ferit Kumbaracı’dan vatan-bayrak sevgisini öğrendiğim II. İnönü İlkokulunda çocukluk aşkım Ayçelen’i de buldum. Tepebağ Ortaokulu’ndaki Türkçe öğretmenim Agâh Önen beni okumaya-yazmaya yönlendiren kişi oldu. Düzenlediği münazaralarla bilincimizi geliştirir, tartışmamızı sağladığı kitaplarla öğrenciliğimizi renklendirirdi. İşte o günlerde Sait Faik’in, Orhan Veli’nin ve Nazım Hikmet’in yapıtlarıyla tanıştım. Ortaokulu bitirdiğim sıra ilkgençlik arkadaşlığının keyfini çıkarmaya başladım. Yılmaz Pütün (sonradan Güney), Özdemir İnce, Demirtaş Ceyhun, Ülkü Tamer ve daha niceleri. Lise edebiyat öğretmenim Enver Mücen efsane yazarımız Yaşar Kemal’in arkadaşıydı. Alman eğitimiyle yetişmiş olan öğretmenim klasik yapıtları okumam için beni yönlendirmişti. O sıralarda okuduğum Kafka’nın Değişim’ini, Vedat Günyol’un Yeni Ufuklar’ında, Cemil Sait Barlas’ın Pazarpostası’nda çıkan şiirlerimi kendisiyle tartıştığım günleri sevgiyle anıyorum. Öğretmenlerimin üstümde emeği çoktur. Liseyi terkedip yaşımı büyüterek askere gittim. İzinde, şimdi Amerika’da yaşayan oğlumun annesiyle Zonguldak’ta evlendim. Askerlik dönüşü Adana Şehir Tiyatrosu’na girdim. Şairlikle tiyatroculuk birlikte giderken Adana Şehir Tiyatrosu kapandı. Bu sıra Ankara Sanat Tiyatrosu’nun yönetmeni Asaf Çiyiltepe telefonla arayarak beni kadrosuna aldığını söyledi. Böylece Ankara günlerim başlamış oldu. Ankara’da tanıdığım sanatçılar bana çok şey katmıştır. Onları burada yazmaya kalksam sayfalar yetmez. Orhan Kemal’in 72. Koğuş’unda Tavukçu’yu oynarken o sıra Yeşilçam’da Çirkin Kral diye ünlenen kan kardeşim Yılmaz Güney, tiyatroyu bırakarak sinemaya geçmemi isteyince onu kıramadım. Yılmaz’la birçok filmde birlikte oynadım. Yeşilçam ekmek paramı kazandığım on üç yıllık bir okuldur benim için. Seks filmlerinin çıkmasıyla bu okul kapandı ve Avustralya’ya göçmek zorunda kaldım. İngilizce konuşulan bu ülkede anadilim, vatan, bayrak sevgisi ve otuz yılımın Adanası tek dayanağım oldu. Çeşitli sanat dergilerinde yapıtlarım çıkıyor. Göçmenlikte ürettiğim iki şiir, iki öykü, iki romanımı çoğaltmak için uğraş veriyorum. Sydney’in Blacktown semti nde tam bir Adanalı gibi yaşıyor, çırak ruhuyla edebiyat çalışıyorum. Nihat Ziyalan |