Çukurovada Sanat

yerelden ulusala, ulusaldan evrensele...

HALE SEVAL - EDEBİYAT VE YABANCILAŞMA PDF Yazdır e-Posta
-Şavkar Altınel ve Yabancılık Kavramı -
Edebiyatın vazgeçilmez tartışma konularından biri sürgünlük ve bunun etkisiyle ortaya çıkan yabancılaşmadır. İkisini tam olarak birbirinden ayırmanın olanaksızlığını bizi geçişken iki konu ile karşı karşıya bırakmaktadır. Sürgünlük;siyasi veya dinsel nedenlerle ya da gönüllü sürgünlük; okumak amacıyla nerede, ne zaman hangi şartlarda başladığı bilinmeyen bir yolculuktur çıkılan. İlk başlarda özlemin tadına varmadan dönmeyi düşünerek. Yeni yerleştikleri bu yerde sürekli olarak geçmişe ait tutunacak bir yol ararlar.İkiye bölünen yaşamın getirdiği parçalanmışlık (aile, kent, arkadaş), sürgünlüğün getirdikleri (kaçış, sığınış, arayış) , gurbette olamanın getirdiği (yurtsuzluk) ve yarattığı öteki olarak (azınlık, yabancı, yalnızlık) tır.
Öteki olarak yaratılan yabancılık kavramını belki iki farklı boyutta ele alırsak ve bunun getirdiği iç bağlantısal olarak kendinle daha önce aynı yerde yaşamış olan edebiyatçılarla kurulan ruh kardeşliğini de düşünmemiz gerekir. Tıpkı Şavkar Altınel’in yaptığı gibi. Bir anlamda eş yaratma, aynı yerde kendi gibi yabancı olanla duygusal bağ kurmaktır.
Edebiyatımızda yabancılık düşüncesini eser olarak ele alabileceğimiz çeşitli örneklerin arasında ilk aklımıza gelen Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban adlı romanıdır. Eser, aydın ve sıradan halk arasında ki farkı gözler önüne sererken toplumun yarattığı “ öteki” vurgusunu açıkça ve yalın bir şekilde işler. Aydın insan ile halk arasındaki derin uçurumun bir yansımasıdır Ahmet Cemal kimliğinde yazılanlar. Ve halk kendi içinde yaşayan bir “ yabancıyı” yaratır, ve yabanın kendini sorgulamasına neden olurlar.
Bir diğer eser ise; Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam adlı eseridir. Kendini toplumun dışında bulan bireyin “yabancılığını” işlemektedir romanında. Toplum ile uyum sağlayamayan belki de psikolojinin önemli bir araştırma alanına giren “misanthropist-insanlardan kaçan kimse-” olmayı tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir.Yabancılaşmanın getirdiği yalnızlık sorunsalı burada gözden kaçmamalıdır. O zaman “ yaban” kalan kişi kendi işsel arayışları ile başka bir dünya yaratır. Ve Aylak Adam’ın kahramanı erişemediği sevgiyi aramaya başlar.
Şavkar Altınel’de Tepedeki Yabancı adlı kitabında yazdığı gibi hâlâ kendini Birleşik Krallıkta yabancı hissetmektedir ama, neden? Dilini ana dili gibi bildiği, kültür ve yaşam stiliyle beslendiği, edebiyatını özümsediği ve otuz yılı aşkın süredir yaşadığı, aile kurduğu yerde kendini “yabancı” hissediyordu. Altınel’in artık bir yer ile –topografik mekân- duygusal bağ kurması olanaksızlaşıyor muydu? Duyduğu içsel yalnızlık onu kendisi gibi isteğiyle yurdunu terk ederek İngiltere’de yaşamış olan Joseph Conrad ile birleştiriyordu. Altınel, kendini yaşadığı yeryüzünde yabancı olarak görüyordu. Belki de on dokuz yaşında doğduğu, yaşadığı ve ilk gençlik yaşlarını geçirdiği İstanbul’dan ve ailesinden gelen kopuşun izlerini yıllar geçse de silememişti. Bu ‘ayrılmışlık’ duygusunu içinden atamamıştı. Bir yere bağlanıldığında arkasından kopuşun geleceğini hissetmek, sezmek, beklemek onu, bir yere ait yapmamıştı ya da olmak istemiyordu artık. Oysa Birleşik Krallığı yurt edinme kararını kendi vermişti; politik ya da dinsel bir baskı altında seçmemişti yaşadığı yeri. Ama o da bir yabancıydı artık...

 

Kimler Sitede

Şuanda 3 konuk çevrimiçi

FOTOĞRAFLARDAN SEÇMELER

D (26)
040
pr (4)
D (11)
D (25)
D (36)
You are here  :