Çukurovada Sanat

yerelden ulusala, ulusaldan evrensele...

ADNAN GÜL - MODERNİZM YOĞUNLUK İÇİN BARİYERDİR PDF Yazdır e-Posta
Modern çağ, başından beri insanı tedirgin eden, araçsal aklın ürünüdür. oysa akıl, gönül gibidir başıboşluğa gelmez… çünkü akıl ayartmaya ve ayartılmaya yatkındır. kaliteli yaşam için akıl mutlak gereklidir ancak aklın da terazisi olmalıdır… bedenin diğer uzuvlarını göz ardı edip, sadece aklı yüceltmesi, demokrasiyi bedensel sınırlar içinde dahi kabullenemediği anlamına gelir. dolayısıyla bencilliğin demokratik talepleri, toplumsal manada, sadece üretilmiş çelişkileri derinleştirir.  bencil ve başıboş kalan aklın, insanlık tarihindeki trajedisi apaçık ortadadır… kontrolden çıkmış aklın, insanlık dışı her olaya açık olacağı özellikle bilinmeli… hiroşima, nagazaki katliamı bu tip aklın örneğidir… çünkü modern akıl doğası gereği bencildir, yanına fayda denen maddesel yanı ağır ve cilalı bir başka etkene yaslanınca, hırs ve dolayısıyla hızla tanışmaktadır. etkenlerin birlikteliği aklın kontrolden çıkmasını çok daha mümkün kılmaktadır…
buluşturulması gereken anahtar ve kilit bu noktadadır…
akıl, bedensel fayda ile uyum sağladığı sürece, insani anlamlar taşır. bu nedenle akıl, çok daha doğru beslenmeli, obur beslenme bedensel olandan çok, akıl için tehlikelidir… çünkü akıl doğuştan hüküm hastasıdır…
modern anlayış her konumda akılcı olduğunu ve fayda kavramıyla mutlu yaşadığını iddia eden metinlerle yoğrulmayı sürdürür… felsefesini renklendirmeyi de ihmal etmez. yine de süreci iyi izlemek gerekir, çoğunluklu yapılanın doğru olduğu savı iyi tartışılmalıdır. bazen 99’dan 1 daha büyük olabilir. çünkü yaşananlar sürdürülebilir mantığıyla desteklendiğinden alışkanlığa ya da ezbere bulaşmıştır. ezber, düşünceyi ötelediği kadar sloganlaşma evrimine girecek, sistemin önemli kanıtı durumuna gelecektir…
bu nedenle modernizm felsefesini oluştururken; dilini de dokusuna uyarlar… sözcüklere gerçek anlamlarından çok popüler kişilikler kazandırır. saf oluşturmanın gereğidir çünkü… anlamla ve derinlikle oynamak önceliktir. örneğin “istikrar” sözcüğü, gerçek anlamından çok, modern yaşamın ürettiği anlama hizmet eder. ekonomide işlerin yolunda gitmesi, yani kapitalist kazancın sürdürülebilir mantığa kavuşturulması, baş tacı sayılırsa eğer, istikrar gibi evrilip kıvrılan sözcükler sayesindedir.
hayat akışında mana olarak “istikrar”, durağanlık, durağanlık ise, bir nevi ölüm anlamına gelirken; “istikrarsızlık”ın dinamiği göz ardı edilerek, hayatiyetin dahi olumsuzlukla açıklanması, tam bir modernite paradigmasıdır.
bazen rüzgar bezen güneşle bozulan istikrar, hangi yöntemle yeniden sağlanabiliyor ise, bu sistem ve mimarları fazlasıyla irdelenmeli…
çünkü her alanda, her zamanda modernite geçerlidir. çatışmaz, çatıştırır, savaşmaz, savaştırır. katmanları geçirgendir.
modernitede hak kavramı, bey ile köle arasındaki mesafenin düzenlenmesi meselesidir. beyin nerede, kölenin nerede durması gerektiğini modernite belirler. yazılı hukuk geçerlidir ancak uygulaması güç ve keyif merkezlidir. bu nedenle haklar çıkar merkezli savunulur. her zeminde esas olan modernite adına ‘ben’dir… başkasının hakkı tanınmak, saygı duyulmak için değil, değirmendeki hak gibi sıradandır… modernite köle arayışında, cinsiyet, ırk, dil, din ayrımı gözetmez görüntüsü verse de, amaç tüketim, araç güçtür… barış adıyla savaştırır. açlık karşıtlığıyla açlığa mahkum eder, sivil özlemini general rütbesiyle giderir. çevrecidir, kimyasal artıklarla, fakir fukarayı çöplüğe, nükleer atığa mahkum eder… demokrasi havarisidir, arzusunu diktatörler, şeyhler, krallıklar üzerinden gerçekleştirir. modernite, inanılmaz inandırıcılığı olan ambalajıyla, boş kalabalığı bol, iyi bir simülasyondur (benzetim)… modernite bu yönüyle, yaşamsal olanın genel tüketim aracıdır. tüketimi körükleyerek bedene şekil verir. rehberi kapitalizmdir, kendini ve araçlarını ihtiyaç konumuna getirir, tüketilen ölçüde, modern toplum kriterlerine ulaşıldığını varsayar… toplumsal statüyü tüketim mantığıyla açıklamaya modernite yeter artar bile… tuvalet kağıdını şu sayıda tüketen, şu kadar modern, çamaşır tozunu şu oranda tüketen şu kadar temiz, yumurta, et, süt, şu kadar tüketen, şu kadar sağlıklı toplum, martavalları, modernizmle el ele olan kapitalist anlayışın, “tükettiğin kadarsın”, sözünün taçlı payesidir. uluslararası ilişkilerin anahtarı diplomasi ise; kapitalizmin anahtarı da modernitedir. çünkü modern anlayış yumuşak dikendir…  kimden bu döl deyip, baba aramaya ihtiyaç duymaz, herkesin baba olabileceği tezi üzerinde durur…

 

Kimler Sitede

Şuanda 2 konuk çevrimiçi

FOTOĞRAFLARDAN SEÇMELER

AD (38)
pr (29)
D (2)
pr (12)
isk (12)
pr (2)
You are here  :