| GÜLÜMSER ÇANKAYA - ŞİİRE VE YARATICI SÜRECE İYİMSER BİR BAKIŞ |
|
|
|
Her şey baştan başlar yeni şairle…*Bu söz bana ümit aşılıyor. Ben şiirden ve gelecekten ümitsiz değilim. Çünkü insandan ümitsiz değilim.Biliyorum bütün göstergeler ümitsizliği işaret ediyor. İnsani değerlerin her geçen gün biraz daha kaybolması, savaşlar, sömürüler, açlık, doğanın insan eliyle hızla yok edilmesi insanlığın geleceği konusunda endişe duymamıza ve ümitsizliğe kapılmamıza sebep oluyor. Fakat sürekli dönen ve her gün yeniden karşılaştığımız Dünya, her birimizle yeniden başlıyor. Gelecek, önümüzde beyaz bir sayfa gibi duruyor. O beyaz sayfaya istediğimizi yazma olasılığı bir hazine değerinde. Platon’dan Haidegger’e, gerek felsefe, gerek bilim ve gerek sanatsal tarih açısından müthiş bir kültür birikimi duruyor ardımızda. Bu yandan bakıldığında çok şanslı bir çağda olduğumuz bile söylenebilir. Şaire kalan, dünya ile arasındaki kendi diyalektiğini kurup kendi özgünlüğü içinde yazmak. Kısaca söylemek gerekirse “başka olmak!” İnsan dehasının her daim tam verimini yaşadığına dikkat çeken V.Hugo yüzlerce kez öğütlediğini bir kez daha öğütlüyor bize; Şu dâhiler yok mu onları geçemeyeseniz bile onlara denk olabilirsiniz. Nasıl?. Başka olmakla. Hayat dediğimiz süreci bir karşılaşmalar zinciri olarak tanımlayabiliriz. Yaratıcı edimdeki en önemli unsurlardan biri de karşılaşmalardır. Bize rutin gibi gelse de her an yeniden, başka başka şeylerle karşılaşırız. Güneşin doğuşu, bir çiçeğin açışı, dalgaların kıvrılışı, bir bilgi, bir sanat eseri… Bütün bunlar kendi nesnelliğindeki tekliği ile sürekli tekrar olur bize. İnsan, karşılaşmalar anında yoğun bir farkındalık ve bilinç artışı yaşar. Varoluşçu Psikanalist Rollo May, bu duyguyu, mutluluk ya da haz duymaya paralel kullandığı “coşku” kelimesi ile niteler. Sanatçı bu yoğun farkındalık, bilinç artışı ve coşku ile kendi gizil güçlerini gerçekleştirir. Şiir, içimizdeki soyut gerçekliği kurgulamanın, kendi dünyamızı tasarımlamanın yollarından biridir. Dünya; bir kişinin içinde varolduğu anlamlı ilişkilerin bir modelidir. Der Rollo May. Bazen iki kişi arasındaki ilişkiyi yada kişi ile doğa arasındaki ilişkiyi “bir dünya kurmak” olarak niteleriz. Düş kurarken bile dünyanın nesnel gerçekliği rehberlik eder bize. Aynı şekilde dünya tasarımlarken de düşlerimizin rehberlik ettiğini söyleyebiliriz. kısaca bu, biri olmadan diğerinin gerçekliğe ulaşamadığı iki kutuplu hem öznel hem nesnel bir ilişkidir. Şiir şairin durduğu yerden başlar. Şair şiirin gidebildiği en son noktada bulunmalıdır. May’ın sözleriyle devam edelim; Dünya ile ilişkimizin nesnel bir gerçekliği olduğu açıktır. Ama bu kadar da basit değildir. Dünya ile benlik arasında ve benlik ile dünya arasında kesintisiz bir diyalektik süreç süregider. Bu iki kutuptan her birinin varlığı diğerinin varlığına delâlet eder. Ve bunlardan birinin yoksanışı her ikisinin de anlaşılmasını olanaksız kılar bu yaratıcılığın hiçbir zaman öznel bir görüngü olarak sınıflandırılamayacak olmasının nedenidir; yaratıcılık asla basit bir biçimde kişide olup bitenlerin terimleriyle incelenemez. ** Şiirde konumlanan gerçeklik şairin yansıma ve yanılsamasının toplamıdır.. “Uyanık düşçü”der ozana gerçeküstü (sürrealizm) akımın öncülerinden Eluard. Şairin şiiri, bir varlığı düşlediği gibi düşlediğini söyler. Sanatçı yarattığı sanat eserleriyle bir anlamda kendini yeniden doğurur. Bu aynı zamanda mevcut gerçeklere bir tavır alış, politik bir duruştur. Dolaşımdaki şiir ötekinin dünyasında yarattığı kırılma ve aydınlatma oranında gerçektir. * V. HUGO ** Rollo May (Yaratma Cesareti, Metis Yayınları) |