| AYDAN YALÇIN - ŞİİR VE İMGE |
|
|
|
Şiir tanımsızdır.Varlığın ve olgunun sürekli değişimini ve dönüşümünü kabul ediyorsak, bir sanat kavramı olan şiirin tanımının yapılması zor, hatta olanaksızdır. Sanatçının bilim adamından farklı olan durumu, bireyselliğidir. İnsan, dış dünyayı duyumlarıyla algıladığı için duyumlarımız, nesnenin bilgisinin kaynağı olduğu anlamına gelir.Zihnimiz duyumlarla algıladığımız nesneleri ve görüngüleri (fenomen) yeniden üreterek tanıtacak biçimde gözler önüne serer.Bu işlev kavramlar yada
imgelerle yapılır.Sanatçının görevi, okurunun zihinsel yaratıcılığını etkilemek, dağarcığında yeni ufuklar açmaktır.Bilim kanıtlarken, sanat yansıtır.Bilim, mantıksal açıklamalar getirip kanıtlama yoluna giderken, sanat imgelerle sezdirir, değiştirme ve dönüştürme istemi yaratır. Kısaca sanat öğretisi imgesel bir yansıtmadır.O halde nedir imge? Öncelikle gerçekliği insan bilincine yansıtma araçlarından biridir.Bilmenin bir aracı olan kavramlar ve imgeler, her türlü görüngüde asal biçimde yer alır. Bizler, yaşamı, doğayı, toplumu kavramlarla yada imgelerle yansıtırız. Evrende yer alan her şey tek tek nesnelerden yada görüngülerden oluşmuştur.İmge, salt bir nesnenin yada yaşam görüngüsünün insan bilincine yansıması değildir. İmge, yansımış ve sanatçının bilincine yerleşmiş görüngünün türlü özdeksel araçlarla yeniden yansıtılmasıdır.Sanatsal imge, yaşamın yaratıcı tipikleşmesi, duygusallığı ve coşkusallığıdır.Ruhbilimsel bir terim de olan imge, dış dünyanın zihin tarafından algılanmasıyla elde edildiğinden bu imgenin gerçeklere dayanılarak elde edilmesi anlamına da gelir. Ruhbilim, imge yerine imgelem terimini kullanmayı uygun buluyor.İmgelem, geçmiş yaşantımızdan birleştirmeler yaparak sağladığımız eskilerin muhayyile de dediği zihinsel örüntülerdir. Bir varlık veya nesne hakkındaki zihinsel tasarımımız, düş gücümüzdür imge ve zihnimizde bazen algı yoluyla, bazen de algının düşünülmesi, çağrıştırılması ve imgelemde kurgulanması yoluyla elde edilir.İmge, bir varlığı diğer varlıklardan ayıran temel özelliklerin beynimizdeki iz düşümü olup, o varlığı tanıyıp anlamamıza yarar. Demek ki İmge, etkin bir gözlem, sanatsal yaratıcılık ve estetik gerektirir.Gerçeğin sanatsal ve estetiksel olarak dile getirilmesidir. İmge, şairin aynasının derinlerindeki gizemli yüzüdür, sessiz çığlıklarıdır.Burada şair, gerçekliği öznel işlemden geçirip imge olarak şiire işleyendir. Çağrışım gücümüzle imgeyi ele alırsak, bir görüngü içinde birbirine girmiş maddi veya manevi tasarımlar yumağı olduğunu görürüz. Herhangi birine “mavi ellerinden tuttum denizi“ deseniz size anlamsızca bakacaktır.Ancak şiir dilinden anlayan birisi incelikle gülümseyecektir.O halde imge bize varlıkların yada nesnelerin ilk akla geldiği şekliyle değil, hiç akla gelmeyen düşüncelere ve çağrışımlara neden olarak, onları herkesin bildiğinden farklı bir şekilde anlama olanağı vermiştir.Bir varlığı veya nesneyi rengiyle, şekliyle, kokusuyla bilsek bile, imgelem dünyamızda o gerçekliğin daha önce hiç tanımlanmamış gizemli yönlerini görerek dillendirebiliriz.Gizeme yapılan naif dokunuşla sözcüklerin ani çarpışmasıdır imge. Şiir, tanrıların yeryüzündeki dansıdır ve şair düşsel gerçekliğin yegane tanrısıdır ve şiir; kuralların, yasaların, baskıların olmadığı tanrısız bir dünya ister yeşermek için.Böyle bir dünyada imge, gerçekliği özgürce dillendirecek, rahatça soluk alıp verecektir. Şair bu özgür ortamda gerçekliğe yeni bir anlam ve şekil vermek için dilediğince kullanacaktır dili.Şiir tamamlandığında ise şairin sözcüklere yeni anlam ve çağrışımlar yükleyerek yaptığı öznel gerçeklik artık toplumun gerçeği olacaktır.Eğer şiirde kullanılan imge, biçimsel gerçeklikten uzaksa, şair karmaşık ve ulaşılmaz bir dil kullanmışsa o şiir ölü doğmuş demektir.Ünlü İngiliz Şair Eliot şöyle der: ” Şiir özellikle şair için yazılmış olursa, çok özel ve bilinmeyen bir dilde yazılmış olurdu; ve yalnızca şairine hitap eden şiire şiir denemez.” Şiirsel imge, büyülü ve etkili bir gözlem gerektirir ki bu şairin tanrısal soluğundaki ruhta gizlidir. |